Menaxos
Uyandığında,
bu kez bağlı olduğunu gördü.. Tek gördüğü, tek anımsayabildiği buydu..
Düşünceleri, aklı ve başka her şeyi dışarıya kapanmıştı. Sadece, ellerinin
zincirli olduğunu hissetti. Ardından tekrar kendinden geçti..
Bir kez daha
ayıldı. Ellerinin zincirli olduğunu gördü yine. ‘Demek biraz daha iyileştim.’
Diye düşündü. ‘Bu yüzden de artık beni bağlıyorlar..’ Her şeyi anlamaya
başlamıştı.. Emre uymadıktan sonra yediği daya yüzünden, ağır kan kaybına
uğramış, bu da onun bayılmasına neden olmuştu.. Şimdi zincirlerle bağlanmıştı
ve bu da durumunun iyileştiğini, Persler için hala bir tehlike olduğu
gösteriyordu.. ‘Kaç gün oldu acab...?’ diye kendine soracakken, durdu. O an
yüzünün rengi, en açık bulutlardan biraz daha beyazdı.. Yüzünde ki tüm kan
çekilmiş, bir şey kalbini sıkıştırmaya başlamıştı.. Ve yine kendinden geçti.
Menaxos hatırlamıştı..!
‘Ah,
kurtulmamış mıydım?’ diye kendine sorabildi bu kez. ‘Evet, evet! Hepsini
haklamıştım odadakilerin, bir tek... Köleler kalmıştı. Bir tek aptal gibi bana
bakan kölel...’ düşünceleri yine yarım kaldı. Hatırladıkça, zihni daha da
açılıyor, daha rahat hatırlıyordu.. Köleler.. Kölelerin bakışları.. Aslında
kendine odaklanmış olan ama ana teması arkasında ki... O an, sonra öldürürüm
diye bıraktığı adamı hatırladı... ‘Onu öldürmüş müydü? -Ah, hayır.’
Uzun bir vakit
kendi düşünceleriyle baş başa kaldı. ‘Daha devam edemezdim ki.’ diye avutmaya
çalıştı kendini.. ‘Üçünü öldürmüştüm ama tüm gücümde tükenmişti.. Dahasıyla
hiçbir şekilde başa çıkamazdım..’ Düşündü, düşündü... Artık kaçma şansı yoktu,
elleri zincirliydi. Üstelik böyle bir şeye atılabilecek cesareti kendinde
tekrar bulabileceğine de emin değildi.. Düşündü ve yine düşündü.. En sonunda,
bugünden kopup, geçmiş hayatına kadar gitti. O kadar uzaklara daldı ki, odasına
giren o lanet adamı –ölüm haberini de getirmiş olan- fark edemedi..
‘’Bak,
bak...’’ dedi yine alaylı bir ses tonuyla o adam. Üzerinde yine aynı zırhları
vardı. Yine süslü ve oldukça gösterişliydi.. ‘’Köpeğimizde ayılmış.. Biraz daha
kalkmasan, seni hiç göndermek zorunda kalmayacaktım, köpek! Seni, burada, kendi
ellerimle yok edecektim. Öldürecektim demiyorum köpek, dikkat et! Yok edecektim
diyorum... Seni hiçbir siyah köpeğin
tadamayacağı kadar güzel yok edecektim..’’ Bunları söylerken, ellerini bir
inekten süt sağarmış gibi sıkıyor, avuçlarını kapatıp açıyordu. Normalde, Menaxos’u
tahrik etmesi beklenirdi bu hareketlerin. Ama şimdi, umurunda bile değildi..
Adam
dışarıdaki askerleri içeriye çağırdı.. ‘’Tamam, durumu düzelmiş bu itin.’’
Dedi. Yine elleriyle Menaxos’u işaret ediyordu. ‘’Alıp götürebilirler onu..’’
Dışarı yönelip, çıkmasını bekliyordum. Oysa, o durdu. Askerlere dışarı
çıkmalarını emretti. Ve tekrar bana dönerek, konuşmaya başladı..
‘’İşimin
başımdan aşkın olması sayesinde kurtuluyorsun benden, Menaxos!’’ Dedi. Ona, ilk
defa adıyla hitap ediyordu. ‘’Deminden beri dediklerimi duydun değil mi? Ha..?’’
Menaxos’tan onay ister gibiydi.. ‘’İşte onların tümü yalandı!.. Ben burada seni
koruyup, diğerlerinden muhafaza edecektim.. Ha..? Anlıyor musun beni
Menaxos..?’’ Menaxos’un dibine çökmüş, Menaxos’un kafasını, iki elinin arasına
alarak, zorla gözlerine bakmasını sağlamıştı.. ‘’Seni kurtaracaktım diyorum
Menaxos, inanıyor musun bana? Ha..?’’ Sesi sinir bozuculuktan da öteydi artık..
Eliyle, Menaxos’un kafasını sıkıştırmaya başlamıştı.. ‘’İnanıyor musun söyle! O
zaman salacağım, söyle!..’’ Menaxos, acı içinde inleyen kafasının
yalvarışlarına kulak asarak, zorlukla da olsa, hafifçe başını oynattı. Bu
sırada, hala o adamı umursadığı söylenemezdi. Sadece, acı birazcık, canını
yakmıştı.. Adam, sonunda Menaxos’un kafasını bırakarak, tekrar ayağa kalktı..
‘’İnanmışmış..
Bak sen şu zavallı köpeğe..!’’ Elleriyle, üzerinde ki göğüs zırhını çıkardı.
Ardından, eteğini de kaldırarak, Menaxos’a yöneldi.. ‘’İnanmışmış... Köpek!
Köpek! Sana bunun kat kat fazlasını yapacaktım Menaxos.. Ha, ha, ha... Bir de
bana inandığını söylüyorsun, köpek! Aptal, köpek! Al, Pers kralına karşı gelen,
siyah köpeklere böyle yapılır. Al, al.. Gör!’’ Tüm bunları söylerken, havaya
kaldırdığı eteğinin altından, Menaxos’un üzerine işemeye başlamıştı.. Sanki,
savaş psikolojisini bozmuş gibiydi.. Görünüşü, iğrenç ve bir o kadar da
rezildi..
‘Ben ölüp,
kurtulacağım, bu lanet diyarlardan..’ diye geçirdi içinden Menaxos. ‘Peki bunun
gibilere ne olacak..?’
O an anladı
ki, hiç kimse bu sorunun cevabını bilmiyordu.. Bilseler, zaten ortada bu
iğrençliklerin hiçbirisi kalmazdı.. Ah, bilseler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder